Header Ads

  • Son Yayınlar

    Tarsus'taki Esrarengiz Kazı

    Kazı Alanından Görüntüler


    Tarsus ilçesi Mersin iline bağlı, tarihi vasfı oldukça yüksek bir ilçemiz. Millattan önce 2000'li yıllara uzanan tarihiyle göz doldurmakta. Kilikya uygarlığının merkezi olan Tarsus hem uygarlık tarihi açısından hem de yetiştirdiği filozoflar ile kurduğu ünversitelerle tarihin köklü bir merkezi.


    Şimdilerde bu eşsiz ilçemizde bir kazı dikkatleri çekiyor. Aslında son bir yıldır gündemi ara ara meşgul etse de içinde ne olduğu, ne amaçla yapıldığı tam olarak bilinmiyor. Kazı alanında görev alan MİT mensupları, otomatik silahlı güvenlik güçleri olayın ciddiyetini artırırken bir yandan da merak katsayısını artırmakta.

    Tarsus'taki Esrarengiz Kazı Nasıl Başladı?

    Peki bu kazı nasıl başladı? Ne oldu da devlet bu bölgeye ciddi anlamda eğilmeye başladı? Bu soruların cevapları için gelin 2012 yılına gidelim. 28 ocak 2012'de bir polis memuru olan Mithat Erdal'ın ölümü ile bu süreç ilk kez medyaya düştü.

    O yıllarda yapılan açıklamalara göre polis memuru silahını temizlerken yanlışlıkla ölmüştü ancak bazı haberlere göre arkadaşlarıyla şakalaşırken kaza kurşunu sonucu öldü. Kaynak

    Görüldüğü üzere ölümünde bazı şüpheler vardı ancak üstü kapatıldı.

    Yıl 2016 temmuzuna geldiğinde ülkede FETÖ darbe girişimi yaşandı. Bu süreçte birçok FETÖ mensubu görevlerinden alınırken ortalık karıştı. 12 Ağustos'ta dönemin dönemin Tarsus emniyet müdürü Yaşar Aksoy tutuklanarak ceza evine gönderildi. Kaynak

    Yaklaşık 4 ay kadar sonra öldürülen polis memurunun eşi Sibel Erdal, emniyet müdürünün tutuklanmasından da güç alarak savcılığa başvuruda bulundu. Başvurusunda şöyle diyordu;


    "...cinayet sanığı 25 yıl hapis cezasına çarptırılıp dosya kapatıldı. oysa, eski müdür yaşar aksoy’un bilgisi dahilinde define avcılarının içine sızmıştı. kimliği deşifre olunca infaz edildi. definecilerle yaptığı onlarca telefon konuşması ortaya çıktı. eşim bana her şeyi anlatıyordu. hatta en son vurulmadan bir kaç gün önce kaçak kazıyla ilgili şüpheliler tutuklandığında, yaşar aksoy makamına çağırıp kaçakçılık amiri ile görüşmesini istemişti. görüştükten sonra ise bana, ’farklı bir şeyler dönüyor’ diye fazlasıyla tedirgin oldu. eşim şebeke elemanlarına baskın yapılan yerde tarihi eserlerin çıkmadığı yönünde rapor tutulduğunu anlatmıştı. oysa ki 32 şamdan, altın taslar falan çıktığını söyledi. ama kaçakçılık amiri ve ilçe emniyet müdürünün çıkan tarihi eserleri kendilerine aldığını, yok ettiğini, bunun için ankara’ya gideceğini ve tehdit edildiğinden bahsetmişti..."

    Bunun üzerine devlet yetkilileri olaya el koyuyor ve kazı süreci başlıyor. İlk haberler de böylece duyulmaya başlanıyor. http://www.hurriyet.com.tr/tarsusta-gecekonduda-esrarengiz-kazi-1-5-aydir-40329899

    Kısaca özetlemek gerekirse; Polis memuru Mithat Erdal görevi gereği, kaçak kazı yapan bir çetenin içine sızıyor. 24 Ekim 2011'de Tarsus emniyetinin yaptığı operasyonla ilçede kaçak kazı yapan 10 defineci yakalanıyor ve 7'si tutuklanıyor. O dönem gösterilen gerekçe ise Roma dönemine ait eserlerin bulunmuş olması.

    3 ay sonra polis memuru Mithat Erdal öldürülüyor. İlk açıklamada Mithat Erdal'ın arkadaşları ile şakalaştığı sırada silahın ateş almasıyla kaza kurşunu sonucu ölmesi olarak belirtiliyor. 4 yıl sonra ise 15 temmuz süreci sonunda görevden alınanların da etkisiyle, polis memurunun eşi Cumhurbaşkanlığına dilekçe yazarak durumu bildiriyor.

    4 ayrı evin ortak avlusunda bir kazı çalışması başlatılıyor ve bir şeyler bulunuyor. Bunun üzerine silahlı güçler kazı alanına gönderiliyor, girişi çıkış yasaklanıyor, brandalar çekiliyor ve ciddi bir gizlilik kararı alınıyor.

    Gizlilik o kadar üst seviyeye çıkarılıyor ki millet vekili Aytuğ Atıcı gibi isimler bile bu alana sokulmuyor. Google maps gibi uygulamalar ise bu bölgeye gelince buzlanıyor.



    Peki Gerçek Ne?

    Gerçeğin ne olduğunu bilen yok ama ne olabileceği konusunda tahminler var. Sizleri hayallerle avutmak veya kandırmaya çalışmak istemiyoruz bu sebeple direkt olarak gerçek ve mantıklı olan ihtimallerden bahsedelim.

    İlk ihtimal burada bir antik kent olduğu. Bölge halkı ile yapılan röportajlar ve tarsus tarihi, insanların bu ihtimali ele almasına sebep oluyor. Ancak kazı alanından sızan bazı görüntülerde sondaj makinesinin olması, tarihi bir kalıntının çıkma ihtimalini azaltıyor.

    Arkeolojik bir kazının oldukça özen gösterilerek yapılması gerektiğinden, burada çıkartılacak eserlere özen gösterilmesi gerekirdi. Yapılan müdahale şekline baktığımızda arkeolojik kazı ihtimali azalıyor. Ayrıca bu tür bir kazı için bu kadar gizlilik gerekir miydi? Bu kadar silahlı güç, Mit elemanlarına gerek var mıydı?

    Tarsus Kazısında Altın mı Var?


    Gelelim diğer ihtimale, en çok dillendirilen ve bu zamana kadar yaşananlar ele alındığında en mantıklı olan ihtimal ALTIN.

    Ancak öyle böyle bir altın değil, Merkez Bankası rezervlerinin 2-3 katı büyüklüğünde bir miktardan bahsediliyor. Buradaki altın rezervi ise bir altın madeninden değil bizzat tarihi bulgulardan gelmekte. Bir iddiaya göre Roma döneminde bu bölgenin merkezi konumunda olan Tarsus'un bölgeye para dağıtma işininde merkezi olduğu yönünde.

    Burada bir darphane vardı ve o dönemin altın paralarından çok sayıda bulundu. Bu sebeple o paralar çıkarılıyor ve eritilerek hazineye kazandırılacak. Bir nevi tarihi eser sayılacağından tüm dünyadan gizlenmeye çalışılıyor. Sergilemek yerine eritip kullanılacak.



    Buna benzer bir diğer iddia ise burada yine altından olan ama para yerine altın eşyaların bulunduğu yönünde. Buna ek olarak eski Roma Lahitleri de olabilir. Bir Lahitin değeri kilolarca altına denk olduğundan ve aşağıda onlarca olabilme ihtimali olduğundan ne kadar büyük bir değerin olduğunu anlayabilirsiniz.

    O bölgede yaşayanlar Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın oğlunun da ara ara buraya geldiğini söylemekteler. Hangi oğlu olduğu tam olarak bilinmese de kazının önemi hakkında bizlere ışık tutmakta.

    Son olarak bazı olumsuz iddialardan da bahsetmek gerek. Bu bölgede çıkan değerli şeylerin bir müddet başkaları tarafından çalındığı (feto mensupları) ve daha sonra devletin el koymasıyla şimdi de devletin içinden birilerinin bu şeyleri yürütmekte olduğu iddiası.

    Alınan sıkı gizlilik kararı ve düzgün bir açıklama olmaması insanların merakını artırmakla kalmayıp şüpheleri de artırmakta. Bir an önce detaylı bilgilere ulaşmak dileğiyle makalemizi bitiriyoruz.



    Hiç yorum yok

    Post Top Ad

    Post Bottom Ad

    Blogger tarafından desteklenmektedir.